Çağrı Merkezi: 0 532 298 17 73 | Email : aykut@tasarimdanimalata.com

Daily Archives: 5 Ağustos 2022


Çinli öğrenciler, 6-eksenli 3D baskı robotu geliştirdiler

Çinli öğrenciler, 6-eksenli KUKA marka robottan esinlenerek, ABS malzeme basabilen 3D baskı robotu geliştirdiler.

Şangay Tongji Üniversitesi Mimarlık ve Kentsel Planlama Koleji öğrencileri, Şanghay’da yapılan 3 haftalık “Dijital Gelecek”  Yaz Atölyesi sırasında 6-eksenli 3D baskı robotu geliştirdiklerini açıkladılar.

Çinli öğrencilerden kurulu takım, LIU Xun, LUO Ruihua ve SHI Ji’den oluşuyor. Tsinghua Üniversitesinden proje eğitmeni Yu Lei ve Tongji üniversitesinden workshop lideri Philip. F. YUAN yönetiminde gerçekleştirilen geliştirme çalışmasına GSD yazılım firmasından Panagiotis Michalatos destek vermiş. Takım, mimarların tasarım ve imalat arasındaki çizgiyi ortadan kaldırmayı amaçlayacak hızlı ve hassas bir  6-eksenli robot 3D yazıcı geliştirmeyi hedeflemiş.

Takım yöneticilerinden Shi, “Dijital fabrikasyon teknolojileri, endüstriyel robot uygulaması gibi teknolojiler, insan emeğini değiştirilmesi için mükemmel bir performans göstermiştir. Ancak, tasarımın potansiyeli tam olarak üretim teknolojilerine yansıtılabilmiş değil. Tasarım ve üretim arasındaki bu boşluk 3D baskı teknolojilerinin gelişimi ile birliktekapanacaktır.  Bu projede hedeflediğimiz tasarımı, dijital imalata entegre edebilmektir.” şeklinde açıklama yaptı.

Geliştirme çalışması 3 fazlı olarak gerçekleştirilmiş. İlk aşama spiderweb’den esinlenerek “Biyomimetik Konsept & Simülasyon” çalışması olmuş. Shi, ”Örümcek ağı detaylı çalışma sonrasında, hem yapı hemde inşaat için mükemmel performans gösteren bir yapı oluşturduk. Örümcek ipliği yanına eklenmiş 3 ayrı ve sinüs dalga şekli malzemesi ve değişiklik ile merkezi bir lineer malzeme olarak soyut yapıyı güçlendirmek mümkün olabiliyor.  3D baskı teknolojisi, gelecekteki üretim alanında büyük bir potansiyele sahiptir. Bu imalat sürecini şuanda mekansal esneklik sınırlamaları bulunuyor.” dedi.

 

 

İkinci aşama da baskı kafasının (Robotik Sonu Efektör) tasarımı yapılmış. 6 Eksenli robotik 3D Baskı projesi ABS malzeme kullanıyor fakat üretim yöntemleri farklı olabiliyor. Ekip bunun yerine katman-katman ekstrüzyon yapabilen hassas robot uç  geliştirmişler.  Çekirdek bileşeni 3 hareketli baskı kafası ve tek bir merkezi sabit baskı kafası özellikleri taşıyor. Tüm sistem bir servo tarafından desteklenmektedir ve dönüş-plaka dönüşü istediğiniz gibi mili bağlantı formu oluşturmaya ve 3 hareketli baskı kafaları salınım hareketine yol açar.

 

 

 

 

Üçüncü aşama Harici Dijital Kontrol Sistemi Tasarımıdır. Her baskı kafası benzersiz şekilde programlanır ve tam uygun aralıkta sıcaklığını muhafaza edebilmesi için bir ısıtıcıya sahiptir. Sistemin kontrolü Arduino tabanlı sistem ile yapılmaktadır. Dört servo tarafından kontrol edebilen bir motor merkezi dönüş plakası kullanılıyor. Sistem normal 3D yazıcılar gibi çalışıyor.

 

 

 

 

 

Robotik 6 Eksen 3D baskı sistemi bir geliştirme çalışması olduğu için fabrikasyon bir sistem düşünülerek tasarlanmamış. Ekip kolay ve hassas bir şekilde 3D baskı almanın yollarını araştırmaktadırlar. Gelecekte bu robotlerı fabrikalarda parça basarken görürseniz şaşırmayın



3D yazıcı ile İtalyan modası

3D yazıcı ile oluşturulan Karmaşık, çok renkli ve farklı malzemelerden üretilen ürünler İtalyan modasına farklı bir bakış getiriyor.

 

3D baskı teknolojisi ilerledikçe, üreticiler yeni malzemeler ve renkler kullanarak eşisz ve sınırsız ürün kombinasyonları deneyebiliyorlar. Gruppo Meccaniche Luciani, Stratasys’ triple-jetting Object500 Connex3  yazıcı kullanarak, kurduğu 3D üretim sistemi ile altı parçalı moda koleksiyonu oluştururmuş.
Gruppo Meccaniche Luciani, kullandığı  3D baskı teknolojisi ile 1969 yılından bu yana ayakkabı ve deri eşya üretmek için geliştirdikleri gelişmiş üretim sistemlerini, kalıpları, soket yumruklarının üretimini geliştirmeye çalışıyor. Firma, İtalya’da lider ayakkabı kalıpları üreticisi durumunda. Hızlı prototip kullanarak, şirket manual veya geleneksel yöntemlerle mümkün olmayacak karmaşık ayakkabı ve moda parçalarını bu yeni teknoloji ile üretmeyi başarmış.

 

 

Ürünlerin çizgileri doğada bulunan eğrilerden esinlenerek oluşturulmuş. Fütüristik bir bakış açısı taşıyan ürünler  üç çift ayakkabı, çanta , bilezik ve kolyeden oluşuyor. 3D baskı teknolojisinin sınırları zorlanarak yapılmış ürünlerde parlak, mat,, şeffaf ve farklı renk ve malzemelerde ürünler görebiliyorsunuz.

 

Sadece 3D baskı ile, Gruppo Meccaniche Luciani örneğinde olduğu gibi modaya özgü ürünler üretme çabasının her geçen yıl rttığını görüyoruz. İnsanları kendilerini arklı göstermek için kullandıkları ürünlerin kişiselleştirilebilir olmaları sektörün tekrardan canlanmasını sağlayacaktır. Gelecekte alışveriş merkezlerine giderek mağazalarda size özel kıyafetler, ayakkabılar ve aksesuarlar alabileceksiniz.



Akışkan Malzemeli 3D Yazıcılar

Kuzey Carolina State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, oda sıcaklığında sıvı metalden bağımsız yapılar oluşturan bir 3D baskı teknolojisini oluşturdular.

 

Üniversitedeki yetkililer; Bu sıvıların yapılarını oluşturmak için ‘galyum’  ve ‘indium’  sıvı metal alaşımlarının havadaki oksijen ile tepkimeleri sonucu bir tabaka yapısı oluşması üzerine bu çalışmaları baskı teknolojisine uyarladıklarını belirtmişlerdir.

Araştırma sırasında, NC State takımı oda sıcaklığında metal yazdırmak için iki teknik geliştirdi. İlk teknik; sıvı metal istifleme, biri diğerinin üstüne damlacık şeklinde uygulanarak biçimlerini korumasını sağlamışlardır.

İkinci teknik, sıvı, önceden belirlenmiş bir şekli vermek için önceden oluşturulmuş bir kalıba sıvı haldeki metalin enjekte edilmesi işlemidir. Sıvı metal iyileştirmeleri kalıptan çıktıkdan sonra yapılmaktadır.

Başlangıç aşamasında olan bu teknolojinin geliştirilmesi için çalışan ekip 3D baskı için yeni yöntemleri geliştirmeye çalışmaktadırlar.

Bu haber cadcampedia.com‘dan alınmıştır.


Seramikten 3D Baskılı Çaydanlık “Malevich Teapot 2.0″

1744 Saint Petersburg kurulan imparatorluk Porselen Fabrikası, kurulduğu yıldan beri Rusya çarı ve imparatorlukta yaşayan üst sınıf için özel olarak yüksek kaliteli porselen üretiyordu. 1917 Bolşevik Ekim Devrimi sonrasında porselen fabrikası Devlet tarafından kamulaştırıldı ve değiştirildi. Bu dönemden sonra fabrika, modernist fikirleri ve radikal tasarımları olan sanatçılara kapılarını açtı.

 

Bu dönemden sonra çok farklı tasarımlara sahip çaydanlıklar tasarlanmaya başladı. Bunlardan üretimi en zor olanlardan biri Kazimir Malevich (1878-1935)’e aitti. Süprematizm akımının da kurucusu olan bu tasarımcı, geometrik soyut sanatının en önemli öncülerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. 1923 yılında tasarladığı ünlü yenilikçi, Suprematist çaydanlık ve geometrik şekillerin kullanımı ile düzenlenmişti.

 

Bir buharlı fabrikayı andıran görünüşüyle üretimi çok zor olan bu çaydanlık günümüzde GeometricAbstraction firması tarafından tekrar ele alınarak 3D baskı teknolojisi ve seramik içerikli malzeme ile yeniden hayata geçirildi. Bu modernist ürün günümüzde bile yadırganacak bir tasarıma sahip ancak bu ürün 3D baskı teknolojisi ile ne kadar farklı ürünler yapılabileceğini gösteriyor. Ürüne Malevich Teapot 2.0 adı verilmiş ve ürünün farklı ölçeklerde örnekleri yapılmış.

Ürün ve firma hakkında daha fazla bilgi almak için : http://www.GeometricAbstraction.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 



Bioficial Tekniği ile 3D Yazıcıdan Kalp İmali…

3D Yazıcı teknolojisi gelişmeleri hızla devam ediyor. Her ne kadar yakın bir gelecekte tamişlevli organ imali yapılacak gibi görünmesede Cardiovascular Innovation Institute (CII) çalışmalarını sürdürmektedir.

CII bilim direktörü, Stuart Williams, “3D Yazıcıda Organlar yapılması için geleneksel biyo – baskı teknikleri ile vücudun doğal kendini yenileme mekanizmasının bir anahtar olduğunu” belirtmiştir.

 


CII araştırma ve geliştirme bölümü; insan kalbi gibi, hayati organların içersindeki kan dolaşımı için gerekli mikron kalınlığındaki damar yapılarını çözerek baskı yapabilmek için gerekli yapıyı oluşturmaya çalıştıklarını bildirmişlerdir.

Organın büyük kısımlarını ayrı ayrı baskı yaptıktan sonra birleştirip canlı doku gücünden yararlanarak, birlikte gelişimlerini sağlamayı planlamaktadırlar. Bioprinted yapılar biyologlar ve bio mühendisler tarafından yoğun bir çalışma altında geliştirilmeye devam etmektedir.

Hali hazırda yeni nesil olan 3D yazıcıların, daha yeni bir nesle adım attığını görüyoruz.

Gelişmeleri paylaşıyor olacağız.

Haberin detayları için CII bağlantısını ziyaret edebilirsiniz.



Toz Metalurjisi Nedir?

Toz Metalurjisi yöntemi geleneksel olan metal şekillendirme yöntemleri olan döküm, talaş kaldırma, sıcak ve soğuk presleme gibi proseslere alternatif olarak geliştirlmiştir. Toz Metalurjisi yöntemiyle imalatı zor parçaların (küçük, fonksiyonel, kompozit yapılar, vb.) toz formunda hammaddelerden başlayarak ekonomik, yüksek mukavemetli ve minimum toleransta üretilmesi yöntem ve tekniğidir. Genel olarak metal tozlarının bir kalıpta sıkıştırılmasının ardından ergime sıcaklığının altında sinterlenmesi esasına dayanır.

 

Tüm toz metal ve seramik parçalar mukavemet kazandırmak amacıyla yüksek sıcaklıklarda (genellikle ergime sıcaklıkları altında) sinterlemeye tabi tutulurlar. Sıkıştırılmış toz parçalar arasındaki bağlantı yapışma, mekanik kilitleme ve benzeri türden zayıf bağlar olup kristal kafes içerisindeki bağ dayanımına kıyasla çok zayıf kalmaktadır. Sıkıştırılmış toz yapılar içerindeki parçacıklar bir biri ile temas ediyor olsa da her bir parçacık diğerinden bağımsızdır. Sinterleme ile parçacık temas noktaları artmakta ve atomlar ve iyonlar arasında fiziksel bir bağ oluşmaktadır. Bu türden bağ oluşumu kristal kafes sistemi içerisindeki yüksek dayanımlı atomsal bağlanma ile benzeştir. Tek fazlı sistemlerde (saf toz kullanımında) sinterleme tamamen katı fazda gerçekleşir.

Çok fazlı sistemlerde (birden fazla türde toz bir arada kullanılması durumunda veya toz içerisinde bulunan safsızlıklar) sinterleme işlemi sıkıştırılmış parçanın katı formunu (iskeletini) koruyacak şekilde sıvı fazda gerçekleşebilir. Sinterleme ile basılmış toz parçalarda yoğunluk artışına neden olan boyutsal (veya hacimsel) küçülme meydana gelir. Bu durum özellikle çok ince taneli tozlarda daha fazla görülmektedir.

 



Plastiğin Neminin Alınması ve Kurutulması

 

Plastik hammaddenin;
– üretildiği tesislerden nihai kullanıcıya dağıtılana kadar nakliye sırasında (örneğin; konteynır içinde deniz nakliyesi sırasında)
– nihai kullanıcının tesislerindeki değişik nem ve sıcaklı ortamına aniden geçiş yaptığı sırada,
– bu tesislerin deposunda işlenene kadar stoklandığı sırada,
içerdiği nem oranları artabilir.

Bu nem oranları yukarıda belirtilen evreler sırasında ve üretim esnasında çeşitli tedbirler alınarak azaltılabilir.
Plastiğin nem oranı, nihai üretime gelene kadar;

a) Nakliye sırasında ortam nem ve sıcaklığının olabildiği kadar sabit tutulması,
b) Ortam değiştirirken yeni ortama geçiş süresi ve ortam şartlarını ani değiştirilmemesi,
c) Plastik hammadde stok depolarındaki nem ve sıcaklı oranının uygun seviyelerde tutulması, gibi üretim öncesi tedbirleri alındığı takdirde, üretim esnasındaki zaman kayıpları ve kalite azalması büyük bir ölçüde azalabilir.

Nihai plastik hammadde tüketicisi, nakliye sırasındaki nem oranının sabit tutulması hakkında bir tedbir alamaz fakat plastik hammadde konteynırı tesislerine geldiğinde, malzemenin sıcaklı değişiminden dolayı nemlenmesini, (özellikle çok sıcak yaz ayları ve çok soğuk kış aylarında) konteynırı açmadan 7-8 saat bekleterek ve hammaddeyi stoklayacağı alanının nem ve sıcaklı oranını klimalar aracılığıyla olabildiği kadar sabit tutarak, hammadde içindeki nem oranının yükselmesini engelleyebilir. Bu nem oranının yükselmemesi, plastik işleme üretimi sırasında nem alma maliyet ve yatırımlarını azaltır. Plastiğin nem oranı, nihai üretime kadar yukarıda alınacak tedbirler ile belirli bir seviyede tutulmasına rağmen, hemen hemen tüm plastiklerin (özellikle mühendislik plastiklerinin), üretim esnasında çeşitli tekniklerle nemi alınmalıdır.

Plastiklerin yüksek nem oranlarında işlemelerinden dolayı oluşabilecek olumsuzlukları şöyle özetleyebiliriz;

a) Üretim sırasındaki nem ve diğer gazlar, üretim süresini uzatıp maliyeti arttırır.
b) Plastik erime sıcaklığındaki akışkan plastiğin içindeki nem ve gazlar, plastik işleme makinelerinin mekanik kısımlarında (özellikle kovan vida gibi yüksek sürtünmenin oluştuğu bölgelerde) korozyon, paslanma, aşınmaya yol açar. Bu da bu mekanik parçaların ısı değiştirilmesi veya revizyon yapılmasına dolayısıyla üretim aksaklıklarına, zaman kayıplarına yol açar. Bazen bu mekanik parçaların revizyon ve değiştirilmesi aksatıldığında, mekanik parçalardaki oluşabilen boşluklar, plastiğin erimesi için gerekli basıncın ve sürtünme ısısının düşmesine dolayısıyla enerji kayıplarına ve plastik işleme makinesinin zorlanarak eskimesine sebep olur.
c) Plastik hammaddenin içerisindeki nemin doğru tekniklerle alınmadığı durumlarda, nihai üründe kabarcık, yanı ve duman izleri görülebilir. Üretici bu izleri yok etmek için, plastik işleme makinesinin basınç, hız ve ısı ayarlarını kontrol eder ve birçok deneme üretimi yapıp, çıkan deneme ürünlerini ve bu sırada harcadığı enerjiyi kayıp eder. Bazen (sadece nem oranının az olduğu durumlarda) bu izleri görüntü olarak kaybeder ama nihai ürünün mekanik değerleri düşer ve kullanım ömrü büyük ölçüde azalır. Özellikle polikarbonat gibi nihai üründe mekanik değerleri önemli olan bir malzemenin, üretim sırasındaki nem ile temasa geçmesi, nihai ürünün kırılganlığını arttırır.

Plastiklerin nem alma oranları, uygun ortam şartlarında ve oda sıcaklığında yapılan testlerde, 24 saatte ne kadar suyun emildiğinin ölçülmesi ile plastik hammaddenin kütlesine oranı ile bulunur. Genelde bu oran , yani nem oranı %0.2 den az ise kurutma gerekli değil olarak kabul edilir. Yine de tüm plastik hammaddelerin bir ön kurutma sistemi ile plastik işleme makinesine girişini sağlamak, malzemenin kimyasal yapısının daha stressiz ve rahat işlem görmesini sağlar. Plastik hammaddelerin genelde oda sıcaklığında karbon zinciri sabit ve hareketsizdir. Isı arttıkça karbon zinciri hareketlenir ve erime sıcaklığında bu maksimuma ulaşır. Plastik hammaddenin nem oranı düşük ve ön kurutmaya ihtiyacı olmasa bile, bir ön kurutma ile karbon zincirini hareketlendirip kademeli olarak erime sıcaklığına çıkarmak, bu organik kimyasal malzemenin oluşabilecek iç stresini azaltıp, üretimin gözle görülemeyecek ama zamanla ölçülebilecek şekilde hızını ve daha önemlisi nihai ürün kalitesini, arttıracaktır.

Ayrıca genel olarak bilindiği gibi soğuk ortamdan sıcak ortama ani geçişler, ani gaz oluşumlarına sebep olur. Dolayısıyla soğuk granül plastik hammadde, 200 C derecedeki makineye aniden geçirilip, sonrada ısısı düşük olan kalıba girdiğinde doğal olarak gaz oluşur ve bu da nihai üründe çeşitli fiziksel ve kimyasal kayıplara yol açar. Bu gazın proses sırasında dışarıya atılabilmesi için kalıba gaz çıkış ventilleri, işleme makinesinin kovan vidasına degazaj çıkışları veya ocak için ventil hatveleri uygulanır ve işleme makinesi ile kalıp arasındaki oluşan gaz giderilir. Bu nem ve gaz oranlarının düşürülmesi özellikle masterbatch renk karışımlarının daha verimli olmasını sağlar. Bazı plastik hammaddeler de (örnek:polikarbonat), erime sıcaklığındaki (kovan içindeki gaz çıkış ventilleri sayesinde) nem ve gaz ile temas eden eriyik malzemenin istenen nihai ürün özelliklerini azaltır. Bu gibi durumlarda ön kurutma şarttır.

Plastik hammaddenin nem oranı düşük olsa bile, soğuk granül ile plastik işleme makinesi arasındaki gaz oluşumunu azaltmak için tek çare makine üzerinde bulunan serbest akış teorisi ile çalışan bir ön kurutmadır. Plastik hammadde ön kurutulduktan sonra açı besleme hunisinde bekletilmemelidir ve hemen erime sıcaklığına çıkacağı işleme makinesine girmelidir. Ön kurutmadan sonra açı hunide bekletilen malzemenin karbon zinciri tekrar hareketsiz hale gelir ve bu ısı farklılıkları malzemenin kimyasal özelliklerini bozduğu gibi gaz oluşumuna da sebep olabilir. Özellikle eğer higroskopik (havadan nem çeken) malzeme kullanılıyorsa, havadan tekrar yüksek oranda nem çeker (eg.ABS,Nylon). Higroskopik malzemelerin 1 saatten fazla hunide bırakılmamasına ve huninin ısıtılmış olmasına özen göstermek gerekir. Plastik malzemenin huni de fazla kalmaması için, kurutucu fırının kapasitesi, makine baskı kapasitesine göre hesaplanmalı ve uygun kapasiteli bir kurutucu fırın seçilmelidir.

Bunu rakamlarla örneklemek gerekirse, baskı süresi 24 saniye olan, her biri 14 gr olan 6 gözlü ve 12 gr yolluklu bir ürünün ön kurutma haznesinin kapasitesini hesaplayalım;

Toplam gramaj : (6*14)+12 : 96 gr. Bu çıkan rakamı aşağıdaki formüle uygularsak;

Kapasite ( Q ) : Toplam gramaj (96 gr) *3600 / 1000 * baskı süresi (24 sn) Kapasite ( Q ) : 14,4 kg/h olarak bulunur.

Dolayısıyla seçilecek olan ön kurutma haznesinin kapasitesinin 14,4 kg/h’dan az olmaması gerekmekle beraber, bu kapasitenin de çok üzerinde bir kurutucu haznesi seçilmemelidir.

Plastik hammaddelerin neminin alınması ve kurutulması için kullanılan cihazlar çok çeşitlidir ve üretimin şekline, kullanılan hammadde cinsine, üretimin yapıldığı ortamın şartlarına ve nihai üründen istenen fiziksel özelliklere göre seçilmelidir. Plastik hammaddeleri kurutma yöntemlerinden en eskisi tepsili sıcak hava kurutma fırınında kurutma sistemidir. Yukarıda detaylı olarak bahsedilen teknik sebeplerden dolayı, bu kurutma sistemi günümüzde tamamen terk edilmiştir. Ayrıca bu tip fırının kullanımındaki dezavantajlar (atölye kirliliği, enerji kaybı, yüksek işçilik gideri vs) ile yeni sistem serbest akış teorisi ile çalışan makine üstü kurutma fırınlarının avantajları (teknik gereklilik, fiyat cazibesi, işçilik maliyetindeki düşüş, düşük enerji sarfiyatı vs.) birleşince, tepsili sıcak hava kurutma fırınları tarihe karışmıştır. Sıcak hava kurutma sistemleri bir çok plastiğin nemini almak için yeterlidir. Fakat yukarıda belirtildiği gibi bazı hammaddelerin (polikarbonat) üretim esnasında erime sıcaklığında gaz çıkarma işlemi sakıncalı olabileceğinden ve bazı malzemelerin de (Nylon, ABS) higroskopik özelliklerinden dolayı sıcak hava ile kurutulurken bile bu sıcak havanın nemini alıp kurutma işleminin uzayabileceğinden ve yetersiz olacağından kuru hava kurutucuları kullanılmalıdır. Kuru hava kurutmalarındaki prensip, hazneye giren havanın çeşitli nem alma yöntemleri ile (kimyasal silikajel ünitesinde nemin tutulması, kompresör yardımı ile havadaki nemin basınç ile düşürülmesi vb. gibi) kurutulması ve bu tip malzemelere uygulanıp kurutma süresini düşürmesi ve daha verimli halde neminin alınmasıdır.

Sonuç olarak plastik ürünü kalıplama da başarılı olmak için, kuru plastik hammadde kullanılmalıdır. Plastiklerin tümünde nem alıcı özellik (değişen oranlar da) olduğuna göre, nem alma ile ilgili tüm tedbirleri hassasiyetle uygulamak gereklidir.


Arayabilirsiniz